Uğur Gürses:  Hangi milli gelir tanımı doğru?

Uğur Gürses:  Hangi milli gelir tanımı doğru?


IMF’nin verilerine bakınca, dolar cinsi Gayri Safi Milli Hasıla (GSYH) değerlerine göre Türkiye’nin, küresel sıralamada 21’inci sırada yer aldığını görüyoruz. Türkiye buraya yerleşti. Oysa bundan 10 yıl önce 17’nci sıradaydı.

 

Giderek sıra düşerken, İran gibi ülkeler listeye girdi (İran’ın 1.4 trilyon dolarlık milli geliri nasıl olmuş bilmiyoruz; muhtemelen ölçüm revizyonu ya da resmi kur kullanılarak yüksek bir milli gelir hesaplamış olabilirler).

 

Aşağıdaki tabloda her ülkenin ‘boy ölçüsü’ yer alıyor; bir yılda üretilen milli gelirin o ülkedeki döviz kuruna bölünerek dolar karşılığı bulunmuş.

 

Hindistan 3, Türkiye 11’inci, ama…

 

Sağdaki sütunlarda ise SGP’ye göre yani ‘satın alma gücüne göre’ milli gelir (GSYH) yer alıyor.

 

Belirgin biçimde görülebilir ki; gelişmekte olan ve görece yoksul ülkelerin milli gelirleri, SGP’ne göre hesaplandığında daha yüksek sıralarda yer alıyor. Örneğin Hindistan, yaklaşık 3 trilyon dolarlık cari milli geliri varken, SGP’ne göre 10.2 trilyon dolarla dünyanın üçüncü ekonomisi oluyor. Keza Türkiye de öyle; cari milli geliri 807 milyar dolarken, SGP’ne göre 2.9 trilyon dolarla 11’inci sırada.

 

Peki sırrı ne bu ‘satın alma gücü paritesine göre’ milli gelir hesabının?

 

Milli gelir, ülkelerin bir yıl boyunca ürettikleri mal ve hizmetlerin vergiler hariç ulusal para cinsinden parasal toplamını gösterir. Her ülkede de genel fiyat seviyeleri ile döviz kurları farklıdır.

 

Cari toplam değer o ülkenin ulusal parası üzerinden hesaplandığı için, karşılaştırmalarda o ülkedeki ulusal paranın dolar paritesine bölümüyle bulunan toplam dolar karşılığı konuşulur.

 

SGP’nin işlevi de milli gelirleri reel olarak karşılaştırabilmek için ortak bir fiyat seviyesine ve döviz kuruna getirilmesidir. Bunun anlamlı olup olmayacağı ayrı bir tartışma konusu.

 

Hesaplanan satın alma gücü paritesi ise belli bir ülkede elde edilen gelirle o ülkede satın alınabilecek belli bir mal ve hizmet sepetinin, dünya ortalaması bir fiyattan değerini gösteriyor kabaca.

Bu tabloyu daha anlaşılır kılabilecek başka bir şey varsa o da Big Mac Endeksi’dir.

 

Big Mac Endeksi 1986 yılında The Economist dergisi tarafından yaratıldı. Her yıl düzenli olarak hesaplanıyor. Bunda amaç, derginin tanımıyla “ülkelerin parasının ‘doğru’ yerde olup olmadığını” görmekmiş. Satın alma gücü paritesi bakışıyla, bugün kurlarda bir anomali varsa uzun vadede belli bir mal sepetindeki fiyatların gösterdiği pariteye doğru düzeltmesinin olacağı, bu yüzden de Big Mac hamburger fiyatının bir çapa olabileceği düşüncesi var.

 

Kurların doğru yerde olup olmadığını ölçmek bakımından doğru bir araç olup olmadığı tartışmalı. Ama burada bizim aradığımız ‘kerteriz’, satın alma gücü paritesini kafamızda yerli yerine oturtacak bir tablo.

Yukarıdaki tablo çeşitli ülkelerde satışta olan Big Mac hamburgerlerin iki ayrı tarihteki dolar bedelini gösteriyor. Tablo çok şey söylüyor. Farklı ülkelerde satılan standart bir ürün, fiyatlar farklı. Dolar karşılığı farklı.

Neydi satın alma gücü paritesine göre milli gelir? “Belli bir ülkede elde edilen gelirle o ülkede satın alınabilecek belli bir mal ve hizmet sepetinin, dünya ortalaması bir fiyattan değerini” gösteriyordu.

Big Mac endeksi de bunu söylüyor; ABD’de kazanılan gelirle ABD’de Ocak 2022’de 5 dolar 81 cent’e satın alınan bir Big Mac, Türkiye’de 1 dolar 86 cent’e satın alınabiliyor.

 

İşte SGP’ne göre milli gelir hesabının da esası bu. Uluslararası ortalama bir fiyat üzerinden herhangi bir ülkede satın alınabilecek mal ve hizmetin toplamını bulmak.

Çok doğal ki geliri yüksek ülkelerde genel fiyat düzeyi çok yüksek (Bu enflasyon yüksek anlamına gelmiyor), geliri düşük ülkelerde de düşük.

 

SGP’de yüksek sırada olmanın faydası var mı?

 

ABD’de dolarla kazanç sağlayan ortalama gelirli biri Türkiye’ye geldiğinde ABD’deki bir Big Mac parasına Türkiye’de 3 Big Mac yiyebiliyor. Bu da bizi ‘hamburger yiyebilme gücü yüksek’ bir yere oturtuyor. Bu bizim gelirimizle değil, aslında başkalarının geliri ile burada yapılacak ‘harcama kapasitesinin’, satın alma gücünün görece yüksek olduğunu söylüyor.

 

İşte bu yüzden SGP’ne göre ilk sıralarda olmanın gelişen ülkelere ‘züğürt tesellisi’ sağlamaktan başka büyük bir faydası yok.

 

Türkiye’de siyasetin çaresiz sığınaklarından biri de buydu. Önce cari milli gelir üzerinden “ilk 10’a girme” ideali vardı. Bu kötü bir ideal de değildi doğrusu. Ancak buna giden yolda patinaj yapan bir yola girildiğinde tutmayacağı ortaya çıktı. Söylem değişti; “SGP’ne göre ilk 10’a gireceğiz”. Sahi bunun ne yararı olacaktı ki? Orta gelirde kalıp zengin ülkelerin ‘ucuz destinasyonu’ olmanın? IMF tahminlerine göre bu da yakın zamanda olası görünmüyor.

 

 

Sadece alıntıdır, makalenin tamamını okumak ve tablolara erişmek için linki tıklayın

 

 

FÖŞ yazdı:  Dünya yangın yerine döndü, bizim ekonomide gözler parıl parıl

 

Dış ticaret açığında beklendiği gibi ve çok büyük artış

 

Enflasyon küresel ekonomik büyümeyi aşağı çekiyor: Reuters anketi

 

 

!function(f,b,e,v,n,t,s)
{if(f.fbq)return;n=f.fbq=function(){n.callMethod?
n.callMethod.apply(n,arguments):n.queue.push(arguments)};
if(!f._fbq)f._fbq=n;n.push=n;n.loaded=!0;n.version=’2.0′;
n.queue=[];t=b.createElement(e);t.async=!0;
t.src=v;s=b.getElementsByTagName(e)[0];
s.parentNode.insertBefore(t,s)}(window,document,’script’,
‘https://connect.facebook.net/en_US/fbevents.js’);
fbq(‘init’, ‘226201484792800’);
fbq(‘track’, ‘PageView’);



Bu haberi faydalı buldunuz mu?

Yorum Yap