İlginizi Çekebilir

FÖŞ yazdı: Milleti İttifakı ekonominin sorunlarını çözebilir mi?

FÖŞ yazdı: Milleti İttifakı ekonominin sorunlarını çözebilir mi?


 

Canımdan çok sevdiğim Başkanım Erdoğan, 1 milyon Suriyeli mültecinin vatanlarına iade edileceğini beyan etti. Helal, valla, yaparsa Erdoğan yapar. FETÖ-PeKaKa ve CeHaPe zihniyetinin başımıza musallat ettiği parazitleri  önüne alıp kovalayacak. Durun, yetmez. Sonra 1 milyon Afgan, 1 milyon Afrikalı ve 1 milyon İranlı da vatanına şutlanacak. Erdoğan, nasıl 7 Düvelin üstümüzde kurduğu komploları bertaraf edip kur istikrarsızlığı, yüksek faiz belası ve enflasyonu düşürdüyse, o Suriyeliler de evine gidecektir.

Hani, bir Anasözü var “Isıramadığın eli öpeceksin” diye, Dünya Lideri ve Süper-Vizyon Sahibi Erdoğan’ım da ekonomiyi kurtaramayacağını çözdü, Türkiye’nin can yakan hiç bir problemi içinse aklına ciddi bir çıkış yolu gelmiyor, o da muhalefetten çalmaya başladı.  Daha bir ay önce, 4 milyon Suriyeliye vatandaşlık verilecek, sıradaki seçimde CeHaPe zihniyeti Soros’un rahmine kadar kovalanacaktı. Ne oldu?  Ne mi oldu?  Önce AKP’nin hakikaten böyle sinsi bir planı var mıydı?  Kesin kanıt bulamadık, ama AKP’ye muhalif, CeHaPe zihniyeti ve Millet İttifakı’na ise can düşmanı olan bir takım “Muhalefetin Üstaklıgilleri” (Yeniçağ yazarı Sayın Selcan Taşçı’dan arakladım bu deyimi)  gönüllerindeki en karanlık kabusları pazarladılar okurlarına.

 

Erdoğan’ın bir zamanlar tek ağızdan Türkiye gerçeğini belirleyen ve belleten o muhteşem propaganda makinesi çöktü, çünkü artık halk tüm bilgisini sosyal medyadan alıyor. Sosyal medyada AK Troller Yok Troller oldu.  Ama propaganda üstünlüğü yine de açık farkla Tek Liderim ve Ebedi Önderim Erdoğan’da, çünkü DP lideri Gültekin Uysal’ın deyimiyle “Muhalefete muhalefet etsin diyerek ortaya sürülmüş, iktidar aparatı olmuş pek çok isim” propaganda görevini devraldı.

DİKEN yazarı ve kıymetli bilim insanı İhsan Dağı  AKP propagandası görevini devralan ikinci bir “sözüm ona” muhalif kesim daha tanımlıyor:

“Niyetleri bu değildir elbette eleştirenlerin ama bitmez tükenmez bir muhalefet partileri eleştirisi kitleleri seçimlerden, muhalefetten ve hatta siyasetten uzaklaştırıyor. Böyle bir sonuç yarattıkça da muhalefete yönelik ‘içerden’ eleştiriler ‘yapıcı’ olmaktan çıkıyor, muhalefetin enerjisini, seçmenin de umudunu tüketen bir işlev görmeye başlıyor.

Sürekli muhalefet partilerine uyarılarda bulunan, onların eksiklerini ve yanlışlarını anlatan okur-yazar-konuşur takımı kendi yaptıklarının sonuçlarına ilişkin de biraz kafa yormalı”.

 

Bu Muhalefetin Aklıevvelgilleri’nin dillerine pelesenk ettikleri bir slogan daha var ki, referans göstermek yerine kendi kelimelerimle özetliyorum:  “Demokratik sisteme geçiş karın doyurmaz, Millet İttifakı’nın ekonomiyi nasıl düzelteceğine dair ne fikri, ne de zikri var”.

Gerçekten öyle mi acaba? Vatandaş, örneğin kararsız seçmen ekonomiyi paçavraya çevirmesine rağmen “ne me lazım, bu Millet İttfakı denen ne idüğü belirsizlerin ne yapacağı belli olmaz, ben yine Erdoğan’a oy vereyim en iyisi” der mi?

Bu soruya birkaç aşamada cevap vereceğim. Önce, Türkiye’de hiç kimse kullanmadığı için ithalatı durdurulan ve artık e-ticaret sitelerinde bile bulunmayan Düz  Mantık yöntemini kullanayım.

İdama mahkum edildiniz.

İnfaz memur önünüze iki bardak sıvı koydu.

Birinde Baldıran Zehiri var, içersen anında mevta durumları.

Ötekinde ne olduğu belli değil. Arsenik zehri de olabilir, votka-enerji içeceği de.

Rasyonel bir idam mahkumu hangi bardağı seçer?

Aklınızdan geçen cevabı biliyorum. “Hangisinin yanında kavun-beyaz peynir veriyorlarsa”. Yaşşayın be. İşte benim Türküm.

 

Demokrasi karın doyurmaz, seçmenin de mikinde değil diyenler ne anket okuyor, ne de ekonomi. Size bir anket sonucu vereyim:

 

İstanbul Ekonomi Araştırma, Friedrich Naumann Vakfı’nın desteğiyle ‘‘Türkiye’nin Geleceğine Bakış’’ adlı raporu hazırladı…. Araştırmaya katılanların yüzde 83’ü ifade özgürlüğünün garanti altına alındığı bir ülkede yaşamak istediğini söylerken yüzde 66 katılımcı demokrasi talep ediyor”.

Bir başka anketten daha alıntı yapayım:  “Ekonomiye dair kaygılar Ete’ye göre bir sürpriz olmasa da, adalet konusundaki kaygı onu da şaşırtmış.

“Bu bulgular, Türkiye’de ciddi bir adalet sorunu olduğunu gösteriyor. Mahkemelere ve kurumlara güven çok düşük. Bu da uzunca bir süredir devam eden ve yargı üzerinden şekillenen siyasi iktidar mücadelesiyle alakalı bir durum. Muhaliflerin yargı üzerinden tasfiyesi pervasızca ilerliyor. Yargı konusu da toplumun büyük kısmı için partizan bir anlam taşıyor” diyor Ete.

Balta’ya göre ise, ekonomi ve adalet, siyasi kutuplaşmanın ortadan kalktığı, herkesin iyileşme beklediği iki temel konu.

Bu iki konu, Türkiye’nin ortaklaştığı, her siyasal kimlikten grubun bozulmadan payını aldığı Türkiye’nin temel meselesi olarak görülüyor” diyor Balta”.

 

Daron Acemoğlu ve James Robinson “Why Nations Fail?” başlıklı akademik çalışmaları ile kurumsal ekonomi tarihinde çığır açtılar. Çünkü, katılımcı demokrasinin nasıl ekonomik performansı güçlendirdiğini ispat ettiler. Acemoğlu ve Robinson, daha sonra “The Narrow Corridor: How Nations struggle for Liberty” adlı ikinci eserlerinde tezlerini geliştirerek bir ülkenin kalkınması için gerekli temel şartları sıraladılar. Bu eserlerden alıntı yapmaya dahi tenezzül etmeyeceğim, çünkü demokrat geçinen Muhalefetin Aklıevvelgilleri okumazlar böyle zırvaları. Onlar Yüce Tanrı’dan her boku bilerek doğmuşlar ve Tanrı’nın sadece onlara bahşettiği çok özel süper-kahraman sezileriyle makale yazarlar.

Millet İttifakı’nın 28 Şubat deklarasyonu Acemoğlu-Robinson teziyle adet tıpa-tıp örtüşüyor. Ekonomiyi kurtarmanın ilk adımı yargı bağımsızlığı, devlet erkleri arası  denge ve karşılıklı denetimin sağlanması, serbest piyasa koşullarının (kamu denetiminde olmak kaydıyla) tam olarak tesis edilmesidir diyor o deklarasyon.

Yani Millet İttifakı’nın üstünde ilk uzlaştığı konu olan tam demokratikleşme ekonomik performans için de temel şarttır, yerine getirildi.

 

Ama, Muhalefetin Aklıevvelgilleri yien ikna olmazlar. Onlara “halk nasıl ekmek bulacak?” sorusuna cevap lazım. Yani, nasıl ulufe dağıtılacak, kimin cebine para konacak, hangi aptal projelere tonlarca vergi akıtılarak teşvik edilecek, hangi ürünler  sübvanse edilecek? 20 yıldır Türkiye’yi hiç bir ekonomi kuramı ve ahlaki felsefeye bağlı olmadan karakucak yöneten AKP’nin tüm bu yolları deneyip hiç bir sonuç elde edemediğini göremezler.

Millet İttifakı’nın demokrasi  deklarasyonu ve CHP sözcüsü Faik Öztrak’ın 7 Şubat 2022 enflasyonla mücadele reçetesi, ekonomiyi kurtarmak için yeterli ve %100 netice verecek 3 adımın atılacağını taahhüte bağlıyor.

Bunların ilki ve en önemlisi:  “İlk iş olarak Merkez Bankası’nın başına liyakatli bir ismi atayacağız. Bankayı siyasetin müdahalesinden kurtaracağız. Bankanın araç bağımsızlığına asla müdahale etmeyeceğiz”.

Bütçe dengesi ve enflasyonla mücadele eden bir para politikası ekonomik istikrarın da olmazsa olmazları değil miydi ya?

Bu vaat yerine getirilirse, Türkiye’ye Berat Albayrak döneminde bu yana kaçan $60 milyar sıcak paranın en az yarısı ilk altı ayda geri döner. TL değer kazanırken, faizler ve enflasyon düşer. Daha önemlisi, kredi notumuz yükselir ve dışardan daha ucuza kredi alırız.

İkiiiiiiiii: “Dünya standartlarında bir Kamu İhale Yasası’nı çıkaracağız. Hükümetin, ekonominin günlük işleyişine müdahale etmeyeceğinin, güvencesini vereceğiz”.

Bakın, Kamu İhale Kanunu’nu AB normlarında revize edelim, devlet, KİT ve belediyelerde yolsuzluk ve kaynak israfının yarısını bir kalemde siler atarız.

Buna ek olarak…. “Kamu Özel İşbirliği Projelerinde dövizle belirlenen tarifeleri ve gelir garantilerini, ivedilikle Türk Lirası’na çevireceğiz. Hukuk çerçevesinde, bu projelerin işletme haklarını kamuya geri alacağız. Dövizle iç borçlanmaya son vereceğiz. Bütçemizi ipotek altına alma riski taşıyan, TL mevduatlara kur garantisini kaldıracağız” vaatlerini de eklerseniz, bütçede fakir-fukaraya ekmek dağıtacak bol miktarda imkan oluşur.

Peki imkanlar nasıl kullanılacak?  Cevabı yine Öztrak açıklasın:   “Kamu bankaları kaynaklarının yandaşa ve rant projelerine aktarılmasına derhal son vereceğiz. Ziraat Bankası sadece çiftçiye, Halk Bankası da sadece esnafa avantajlı kredi sağlayacak.

Bütçede yarattığımız imkânları, dar gelirli ve dezavantajlı kesimlerin rahatlatılması için kullanacağız. Aile Destekleri Sigortası’nı hayata geçireceğiz”.

 

Daha ne istiyorsunuz be kardeşim? Odin Aşkına, daha ne istiyorsunuz?

 

FÖŞ

 

 

Kişisel websitemde yenilemeler burada

Kaliteli Ekonomi-finans yorumu seyretmek için

!function(f,b,e,v,n,t,s)
{if(f.fbq)return;n=f.fbq=function(){n.callMethod?
n.callMethod.apply(n,arguments):n.queue.push(arguments)};
if(!f._fbq)f._fbq=n;n.push=n;n.loaded=!0;n.version=’2.0′;
n.queue=[];t=b.createElement(e);t.async=!0;
t.src=v;s=b.getElementsByTagName(e)[0];
s.parentNode.insertBefore(t,s)}(window,document,’script’,
‘https://connect.facebook.net/en_US/fbevents.js’);
fbq(‘init’, ‘226201484792800’);
fbq(‘track’, ‘PageView’);



Bu haberi faydalı buldunuz mu?

Yorum Yap