Fed şahinleşmesi Türkiye ve diğer gelişen piyasaları nasıl sarsacak?

Gece Bülteni: ‘Mart’ta Faiz Artırımı, Yaza Bilanço Daraltımı…’


ABD Merkez Bankası’nın (Fed) şahinleşmesi, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan piyasaları sarsacak. En büyük endişe sermaye kaçışı ve borçlanma maliyetlerinin artması. Ancak Türkiye diğer gelişen ülkelerin aksine sürece hazırlıksız.

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yüksek enflasyon endişesi nedeniyle faiz artışı konusunda şahinleşmesi, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan piyasaları derinden etkileyebilir.

Fed’in faiz artışında hızlanmasıyla doların değerinin artması ve büyümenin yavaşlaması öngörülüyor. Fed kararları bu nedenle piyasalar tarafından endişe ile takip ediliyor. Ancak pek çok uzman, enflasyondaki hızlı yükselişin Fed yetkililerini bu kararı almaya zorladığını düşünüyor.

Fed’in para politikasını belirleyen Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), son toplantısında faiz artışlarına başlamış, yüzde 0,25 olan politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 0,50 seviyesine çıkarmıştı. FOMC, bir sonraki toplantısını mayıs ayında yapacak.

Ancak 25 baz puanlık faiz artışının enflasyon karşısında etkisiz kalması, para politikasında sıkılaşmanın hızlanmasına ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi. ABD’de şu an tüketici enflasyonu yüzde 8,5 seviyesinde bulunuyor. Fed’in enflasyon hedefi ise yüzde 2.

Powell’dan sahinleşme işaretleri

Fed Başkanı Jerome Powell da bundan sonra para politikasının daha agresif adımlarla sıkılaştırılacağına işaret ederek merkez bankasının 4 Mayıs’taki toplantıda 50 baz puan faiz artırımını ele alacağını söyledi.

Fed’in ABD ekonomisine ilişkin değerlendirmelerinin yer aldığı Bej Kitap raporunun nisan sayısında da büyüme ve enflasyon uyarısı yapıldı.

Fed’de sıkılaşmanın hızlandırılmasına ilişkin tartışmalar sürerken ABD’nin faiz artırmasının gelişmekte olan ülkeleri nasıl etkileyeceği de tartışılmaya başlandı.

Gelişen piyasalar

Fed’in blogunda yayımlanan Haziran 2021 tarihli Jasper Hoek, Emre Yoldaş, and Steve Kamin tarafından kaleme alınan bir makalede, ABD’de yükselen faiz oranlarının, tarihsel olarak borç yükünü artırdığı ve sermaye çıkışlarını tetiklediği için gelişen piyasaları kötü etkilediği anlatıldı.

Bununla birlikte makalede daha yüksek makroekonomik kırılganlıklara sahip ekonomilerdeki finansal koşulların ABD faiz oranlarındaki artışa karşı daha duyarlı olduğu belirtildi.

Yazıda “Daha yüksek ABD Hazine tahvili faizleri, gelişmekte olan ülkelerin finansal koşullarında önemli bir sıkılaşma ile sonuçlanabilir. Ancak bu tür etkiler, önemli ölçüde yerel koşullara bağlıdır” ifadeleri kullanıldı.

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in şubat ayında yaptığı açıklamada ise gelişmekte olan ülkelerin daha sıkı ABD para politikası karşısında savunmasız hale geldiği belirtildi.

Moody’s, Fed’in faiz oranlarını artırmasının, gelişmekte olan piyasalara sermaye akışını yavaşlatmasını, ülkelerin para birimlerini ve ekonomik büyümeyi zayıflatmasını ve yüksek oranda dolarize edilmiş bankalarda kredi riskini tetiklemesini beraberinde getireceğini söyledi.

Aynı şekilde IMF bloğunda ocak ayında kaleme alınan Stephan Danninger, Kenneth Kang ve Hélène Poirson imzalı yazıda, hızlı Fed faiz artışlarının finansal piyasaları sarsabileceği ve küresel olarak finansal koşulları sıkılaştırabileceği belirtildi.

Yazıda, “Bu gelişmeler, ABD’de talebin ve ticaretin yavaşlamasına neden olabilir ve gelişmekte olan piyasalarda sermaye çıkışlarına ve para biriminin değer kaybetmesine yol açabilir” ifadelerine yer verildi.

Türkiye’nin riskleri

Uzmanlara göre, Fed faiz artırdığında gelişmekte olan piyasaları bekleyen çeşitli riskler bulunuyor. Sermaye kaçışının hızlanması ve borçlanma maliyetlerinin artması bu riskler arasında.

Türkiye’de uluslararası doğrudan yatırımcı girişleri 2015’e kadar kademeli olarak artarken Fed’in faiz artırmaya başladığı 2015 yılının ardından bu rakam ciddi oranda düşmeye başladı. TCMB verilerine göre, 2015’te 12,2 milyar dolar olarak gerçekleşen yabancı yatırımlar 2020 yılına gelindiğinde 6 milyar doların altına indi. 2021 yılında ise bu rakam 7,5 milyar doların üzerinde gerçekleşti.

Bununla birlikte kimi uzmanlar Türkiye’de sermaye kaçışının geçmiş yıllarda yüksek olması nedeniyle bu verinin son faiz artışlarından büyük bir şekilde etkilenmeyebileceği görüşünde. Ancak buna rağmen kimi uzmanlar sermaye kaçışının sürebileceğini düşünüyor. Bunun yanında Fed’in politika faizinin artırmasının borç yükünü de artıracağı belirtiliyor.

Borç maliyetleri artıyor

Ekonomist Mahfi Eğilmez de kendi bloğunda konu ile ilgili yaptığı değerlendirmede gelişmiş ülke merkez bankalarının gerçekleştireceği faiz artışlarının Türkiye’nin borçlanma maliyetlerini iyice yukarıya çekeceğini vurgulamıştı. Eğilmez, 26 Mart tarihinde kaleme aldığı yazıda şu ifadelere yer vermişti:

“Gelişmiş ülke merkez bankalarının faizleri artırmaları ve ardından parasal sıkılaştırmaya başlamaları, zaten dışarıdan çok yüksek maliyetle fon bulabilen Türkiye’nin borçlanma maliyetlerini iyice yukarıya çekecek. Bu ay içinde 2 milyar dolarlık tahvil ihracı yapan Hazine’nin ödeyeceği faiz yüzde 8,62 ile tarihi bir rekora ulaştı. Bu gelişme, cari açık verdiği için dış borçlanmaya ihtiyacı olan Türkiye açısından oldukça can sıkıcı bir gelişme.”

 

 

 

sozcu.com.tr

!function(f,b,e,v,n,t,s)
{if(f.fbq)return;n=f.fbq=function(){n.callMethod?
n.callMethod.apply(n,arguments):n.queue.push(arguments)};
if(!f._fbq)f._fbq=n;n.push=n;n.loaded=!0;n.version=’2.0′;
n.queue=[];t=b.createElement(e);t.async=!0;
t.src=v;s=b.getElementsByTagName(e)[0];
s.parentNode.insertBefore(t,s)}(window,document,’script’,
‘https://connect.facebook.net/en_US/fbevents.js’);
fbq(‘init’, ‘226201484792800’);
fbq(‘track’, ‘PageView’);



Bu haberi faydalı buldunuz mu?

Yorum Yap