23 Kongre üyesinden “Madencilik çevreye zararlı” mektubu: Saylor ve 54 şirket cevap verdi

23 Kongre üyesinden “Madencilik çevreye zararlı” mektubu: Saylor ve 54 şirket cevap verdi


Geçtiğimiz günlerde Michael Saylor ve Nic Carter gibi isimlerin katıldığı canlı yayında yenilenebilir enerji ile yapılan Bitcoin madenciliği operasyonlarının yükselerek artan seviyelerinin paylaşılmasından kısa süre sonra, yine Bitcoin madenciliğinin çevreye zararlı olduğu iddiaları ortaya atıldı. ABD Kongre üyesi 23 kişi, 1970 yılından bu yana hizmet veren ve eski başkanlardan Nixon’ın kurduğu ABD Çevre Koruma Kurumu’na Bitcoin ve diğer dijital varlıkların madenciliğinin “çevreye verdiği zararlarla” ilgili bir mektup yazdı.

Saylor ve 54 yöneticiden 8 sayfalık detaylı cevap

Bitcoin alımlarıyla bilinen yazılım şirketi MicroStrategy’nin kurucusu ve CEO’su Michael Saylor önderliğindeki 55 şirket ise bu iddialara cevap olarak aynı kuruma 8 sayfalık cevap niteliğinde bir mektup gönderdi. Mektuba imza atan isimler arasında Block CEO’su Jack Dorsey, Compass madencilik şirketi CEO’su Whit Gibbs, Grayscale’in ana şirketi Digital Currency Group’un COO’su Mark Murphy, Fidelity yönetim kurulu başkan yardımcısı Tom Jessop ve Marathon ile Riot Blockchain madencilik şirketleri CEO’larının da bulunduğu çok önemli isimler yer aldı.

Michael Saylor’ın Twitter hesabı üzerinden “Karışıklığı gidermek, yanlışlıkları düzeltmek ve insanları bilgilendirip eğitmek için bir cevap yazdık” diyerek duyurduğu mektupta, Kongre üyelerinin iddiaları ve cevaplar ana hatlarıyla şu şekilde:

1) İddia: “Ülke genelindeki Bitcoin madencilik tesislerinin havayı kirlettiğine ve sera gazı emisyonlarına büyük katkıda bulunduğuna dair ciddi endişelerimiz bulunmaktadır”

Cevap:

Yukarıdaki açıklama maalesef verimerkezleriyle güç üretim tesislerini karıştırmaktadır. Güç üretim tesisleri, veri merkezleri değildir. İçinde madencileri de barındıran verimerkezleri; Amazon, Apple, Google ve Meta gibi şirketlerin sahip olduğu ve işlettiği veri merkezlerinden farksızdır. Madenci kelimesi sadece, bir verimerkezinin içinde çalışan özel bir bilgisayarı temsil etmek için kullanılan bir terminolojidir. Tüm verimerkezleri de dışarıdan üretilen elektriği kullanmaktadır. Emisyonlar gücün yaratıldığı noktada oluşur. Dijital varlık madencileri ise elektriği sadece şebekeden satın alırlar. Microsoft gibi verimerkezi işleticisi şirketlerin yaptığı gibi…

Dijital varlıkların madenciliği ile uğraşan endüstriyel ölçekteki verimerkezleri, diğer tesisler gibi karbon diyoksit veya başka kirletici maddeler yaymaz. Bu verimerkezleri, sadece hesaplamayla uğraşan sunucu çiftlikleridir.

2) İddia: Dijital varlıklar popülerlik kazandıkça, bu endüstriyle bağlantılı olan çevre kirliliği ve diğer çevresel etkileri anlamak çok önemlidir

Cevap:

Bu ciddi şekilde yanıltıcı bir argümandır. Dijital madencilikte, karbon diyoksit dahil hiçbir çevre kirletici madde bulunmamaktadır. Bitcoin madenciliği hiçbir şekilde karbon emisyonu yaymaz. Bağlantılı emisyonlar, politik seçimlerin ve ekonomik gerçekliklerin şekillendirdiği elektrik şebekelerinin doğasında vardır. Dijital varlık madencileri basitçe, kendilerine açık piyasada sunulan elektriği alırlar. Diğer endüstriyel alıcılar gibi…

3) İddia: Ameren ve Greenidge dijital varlık madenciliği tesislerinde bulunan kömür külü havuzlarının çalışmaya devam etmesini reddeden kararınızı doğru buluyoruz

Cevap:

Yukarıda açıklanan problemin, dijital varlık madencilerini içeren verimerkezini DEĞİL, enerji üretim tesisini ilgilendirdiğine dikkat çekriz. New York’un Greenidge’in başvurusunu onaylayıp onaylamamasının dijital varlık madenciliğiyle hiçbir alakası yoktur. Bu sadece enerjinin üretimiyle ilgilidir. Mektup, yanıltıcı bir şekilde, kömür külü havuzlarının Greenidge’in mevcut operasyonunun veya kripto para madenciliğinin bir sonucu olduğunu imâ etmektedir. Ayrıca, havuzlar, tesisin önceki operasyonunun bir kalıntısıdır ve Greenidge bunları 2023 yılına kadar ortadan kaldırmayı taahhüt etmiştir.

4) İddia: Dijital varlık madenciliği endüstrisine güç sağlamak ve iklim kriziyle olan mücadelemizi engellemek için kapalı gaz ve kömür tesislerini yeniden açmaya yönelik çabalar şu anda devam etmektedir.

Cevap:

Bu ifadeye katılmamakla birlikte yukarıdaki açıklamanın Bitcoin Ağı’nın sadece %2’sine tekabül eden iki örneğe referans olduğunu belirtmek isteriz. Gerçekte ise, dijital varlık madencilerinin çoğunluğu fosil yakıt kaynaklı elektrik üretiminden yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmektedir. Örnek olarak ABD’deki en büyük madencilerden olan ve halka arz edilmiş bir şirket konumundaki Marathon Digital Holdings, kömür kaynaklı elektrik üretimi yapan Hardin tesisini kapatıp, 2022 sonu itibariyle tamamen yenilenebilir kaynağa geçeceğini açıklamıştır.

5) İddia: Sadece bir Bitcoin işlemi, bir ABD hanesinin aylık tükettiği enerjiyi harcamaktadır

Cevap:

Bu açıkça ve kanıtlanmış şekilde yanlış bir argümandır. Bitcoin işlemleri herhangi bir enerji yükü taşımamaktadır. Bitcoin işlemleri enerjiye dönüştürülemez. Bir işlem, bir tweet’ten ya da Google’daki bir aramadan daha fazla enerji harcamaz. Bitcoin madencileri, çıkarılan Bitcoin’lere ve bireysel işlemlerle ilişkili olan ücretlere dayalı olarak kazanç elde eder. Dolayısıyla madencileri enerji tüketmeye teşvik eden, yıllık yeni çıkarılan Bitcoin’ler (bu yıl 328 bin BTC) ve Bitcoin’in yüksek fiyatıdır.

6) İddia: “Proof-of-Stake” (PoS) gibi daha az enerji bağımlısı olan kripto para madenciliği teknolojileri bulunmaktadır ve işlemleri doğrulamak için PoW’dan yüzde 99,99 daha düşük enerji harcakamtadır

Cevap:

Bu da yine yanıltıcı bir bilgidir. Proof of Stake bir madencilik tekniği değil, dağıtık bir defter üzerinde yetki belirleme tekniğidir. Ancak merkeziyetsiz bir dağıtım sağlamamaktadır. Ayrıca, çok daha az kayır limitine sahiptir. Sistem kurucular tarafından kontrol edilir. Bu yüzden, Proof of Stake’in, Proof of Work gibi küresel ve apolitik olan bir para sistemini gereken şekildee yönetip yönetemeyeceği konusunda şüpheler bulunmaktadır.

Proof of Stake’in, Proof of Work’ten daha verimli olduğunu söylememiz için, ikisinin de aynı şeyi sağlaması gerekir. ANcak böyle bir durum söz konusu değildir. Bir bisiklet, bir uçaktan daha az enerji harcar ancak ikisi de kullanıcılarına farklı şeyler sağlarlar. Dolayısıyla birinin diğerinden daha etkin olduğu söylenemez.

7) İddia: “PoW” madenciliği, önemli seragazı emisyonları sağlamanın yanısıra, ağı korumak için gereken son derece uzmanlaşmış ancak kısa ömürlü olan bilgi işlem donanımı gerektirir. Bu nedenle de, büyük elektronik atık sorunlarına yol açan devasa sunucu çiftlikleri ortaya çıkar.

Milyonlarca cihaz kısa sürede kullanılamaz ve işe yaramaz hale gelir. Araştırmacıların verdiği rakamlara göre; sadece Bitcoin madenciliği her sene yaklaşık 30 bimn 700 ton atık elektronik cihaz üretmektedir.

Cevap:

Mektupta birçok yanıltıcı iddia olsa da, bu kesinlikle ve en büyük yanlışa sahip olandır. Bu abartılı iddia için mektubun sunduğu tek referans De Vries/Stoll gazetesidir. De Vries’in Hollanda Merkez Bankası için çalıştığını ve Bitcoin enerji tüketimi hakkında ortaya koyduğu abartılı argümanlar için geniş kitlelerce eleştirildiğini söylemekte fayda var. Hollanda Merkez Bankası’na bağlı olarak çalışmadan önce gazete Dogecoin’i övmüştür. Gazete kesinlikle akademik bir kaynak değildir.

Gazete, ASIC değersizleşmesi için 1.3 yıllık bir süee belirlemiştir ve bu süre aşırı derecede kısadır. Yazarlar ayrıca süre sonunda, dünyadaki tüm cihazların atık olacağını düşünerek bu rakamı vermişlerdir. Şu anda dünyada dev hurdaların olduğu yönünde hiçbir kanıt yoktur.

Madencilik aktivitelerini göz önüne aldığınız zaman makine değersizleşme süresi 3 ilâ 5 yıl arasında görülür. (Galaxy Digital analistleri muhafazakar bir şekilde 3 yıl demektedir)

Bu ürünler ekonomik anlamda getiri sağlamamaya başladığına ise yok edilmezler ve tekrardan satılırlar. Dolayısıyla onları yok etmenin hiçbir ekonomik getirisi yoktur.

Ayrıca, Bitcoin ASIC makineleri, neredeyse tamamen geri dönüştürülebilirdirler ve cep telefonları gibi geleneksel e-atık kaynaklarına sahip cihazların aksine toksik veya geri dönüştürülmesi zor bileşenler içermezler.

8) İddia: Bazı tesisler atık kömürden enerji üreterek daha temiz olduklarını iddia etseler de, bu tarz kömürle çalışan enerji santralleri hala, havayı kirleten tehlikeli maddeler yaymaktadır ve su yollarına da zehirli maddeler sızdırmaktadır. Kripto para madenciliği toplumumuzu zehirlemektedir”

Cevap:

Mektup, kripyto para madenciliğiyle güç üretim tesislerini, bir kez daha karıştırmaktadır. Elektrik üretim tesisleriyle ilgili bir sorun varsa, bu tesislere itiraz ve düzenlemeye yönelik regülasyon çerçeveleri bilinmektedir. Güç üretimi, herhangi bir endüstriye güç sağlamak için kullanılabilir.Dolayısıyla Bitcoin Ağının %2’sinden daha azını çalıştıran verimerkezlerine bağlı olan elektrik üretim tesislerine bakmak adil olmayacaktır.

Kamu görevlilerinin, dijital varlık madenciliği sektörünün mektupta belirtilen çevresel sorunlara katkı vermediğini anlamaları için eğitim şarttır.

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için Telegram kanalımıza katılın!
kripto haberleri



kripto haberleri

Bu haberi faydalı buldunuz mu?

Yorum Yap